Tozlu rafların arasında yaklaşık 40 yıldır her sabah, modern kütüphanelerde artık bulunmayan eserlerin arasında yerini alıyor Rızkullah Abd. Parmaklarının arasında, bir asırdan daha eski taş baskı eserlerin yıpranmış dokusu, yüzünde ise hem bir ömrün yorgunluğu hem de kaybolmaya yüz tutmuş bilgiyi kurtarmanın verdiği huzur var.

Abd’ın dükkânını sıradan bir kitabevi gibi düşünmeyin. Burası Halep’in kalbinin attığı, tozlu raflar arasına gizlenmiş bir kültür kalesi. Arapça eserlerin yanı sıra Fransızca, İngilizce ve Almanca kitapların, nadir el yazmalarının ve çeşitli baskı teknikleriyle hazırlanmış eserlerin izlerine kadar uzanan bu dünya, araştırmacılar ve kitapseverler için adeta bir vaha. Abd, modern dünyanın hızından uzak bu küçük dükkânda her sabah yerini alırken motivasyonunu şu sözlerle özetliyor: Nadir eserleri kaybolmaktan kurtarmak benim için bir sorumluluk.

Bugün 1 milyon esere ulaşan bu devasa koleksiyon, Halep’in yaşayan belleği. Sayfaları eksik, kapakları yorgun düşmüş her bir esere gözü gibi bakan Abd, kitapları yalnızca raflarda duran nesneler olarak görmüyor. "İnsanların önemsemediği, terk edilmiş ve kaybolmaya yüz tutmuş kitapları topluyorum, koruyorum ve onlardan yararlanmak isteyen insanlara ulaştırıyorum" sözleriyle işine duyduğu tutkuyu anlatıyor.

Bu ağır yükü ve milyonluk koleksiyonu taşımasını sağlayan isteği ise şöyle dile getiriyor: "Rabbimden, yeni kitaplar toplamaya ve onları korumaya devam edebilmem için bana güç vermesini diliyorum."

Ancak bu tozlu raflar, sadece dillerin ve tarihin değil, Abd’nin kendi hayatındaki derin bir sızının da tanığı. Koleksiyonunda 1 milyon eseri barındıran bu yaşlı çınar, dükkânında başkalarının aradığı kayıp kitapları bulmasına yardımcı olurken, kendisi 2012 yılından beri zorla kaybedilen oğlundan bir haber alamamanın hüzünlü boşluğuyla yaşıyor. Raflar arasındaki her kitap eksik bir hikâyeyi tamamlıyor belki ama onun kendi kalbindeki o büyük boşluk halen kapanmayı bekliyor.