Bir yanda İzmir’in rölantide atan kalbi gibi gürültüyle akan cadde ve kavşaklarında otomobillere elini havaya kaldırıp işaret ederek yön veriyor, diğer yanda kırmızı ve mavinin çarpıştığı sert tataminin kenarında, saniyenin onda birinde verilen kritik anların sigortası olan metal düdüğü bu kez hakem olarak çalıyor.

28 yaşındaki Duygu Akbulut hem trafik polisi hem güreş hakemi olarak hayatın her iki alanında da aynı adaleti ve düzeni arıyor.

Erciyes Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü’nden 2019 yılında mezun olan Duygu Akbulut, kadın güreş hakemlerinin sayısının azlığından duyduğu sorumluluk ve hocasının teşvikiyle Türkiye Güreş Federasyonunun kapısını çalıyor. Teorik ve uygulamalı zorlu eğitimleri geride bırakıp sınavı başarıyla geçtiğinde, takvimler 2023’ü gösteriyor ve Kayseri’nin ayazında aday hakem olarak ilk kez düdük çalmanın heyecanını yaşıyor.

Kayseri’nin tatamilerinden İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nün hareketli caddelerine uzanan bu yolda, üstüne geçirdiği polis üniforması ve belindeki teçhizat onun asli göreviydi ancak içindeki spor tutkusu minderle olan bağını koparmadı.

Bugün bölge hakemi olarak uluslararası ve olimpik stillerde düzenlenen turnuvalarda ter döküyor. Trafikte korna sesleri ve egzoz dumanı arasında sürücülerin can ve mal güvenliğini sağlayan o dikkatli gözler, salonun içinde yerini iki sporcunun nefes sesine, mindere vuran sırtların tok sesine kilitlenen keskin bir tarafsızlığa bırakıyor.

Mesai arkadaşlarım bu konuyu duydukları zaman bana şaşkınlık içerisinde baktılar ve sürekli sorular sormaya başladılar” dese de karşılaştığı bu süreci şu sözlerle aktarıyor: “Nasıl idare ediyorsun, trafik polisliğiyle güreş hakemliği zor olmuyor mu? gibi dönüşler alıyorum. Severek yaptığım ve çocuklarla haşır neşir olduğum için hiçbir şekilde zorluk yaşamadığımı söylüyorum ve arkadaşlarım da bu konuda bana destek çıkıyorlar. Beni minderde gördüklerinde “hemcinsimiz başarıyor” demeleri bana iyi hissettiriyor.

Tataminin üzerine ilk çıktığı günlerde etraftan yükselen bakışların arkasında saklı sessiz, meraklı fısıltıları da göğüslemişti.

Köşede ellerini dizlerine dayamış antrenörler, tribündeki veliler şüpheyle bakışıp birbirlerine sormuştu: “Kadın hakem mi yönetecek bu maçı?” Ancak o, polislere mahsus sarsılmaz özgüveni ve hakemliğin getirdiği adalet duygusuyla düdüğü ağzına götürüp müsabakayı başlattığı an, önyargıların yerini saniyeler içinde derin bir saygıya bırakmıştı. Maç bittiğinde köşeden yükselen “İyi ki kadın güreş hakemimiz yönetti” itirafları, onun yorgunluğunu silip süpüren en büyük ödül oldu.

İki mesleğin de özünde demirden bir disiplin, saniyelik kritik kararlar ve mutlak bir tarafsızlık yattığını söylüyor Duygu Akbulut. Asfaltın ve minderin kurallarını birbirine bağlayan o ince çizgiyi ise şöyle anlatıyor:

Zorlanmıyorum çünkü her ikisinde de düdükle başlatıp düdükle bitiriyorum. Koordineyi düdükle sağlıyorum. Kuralları ve düzeni düdükle yönetebiliyorum. Her iki meslek de adalet, tarafsızlık, kritik kararlar verme becerisi gerektiriyor ve ben bunu uyguluyorum. Her iki rolde de kuralları uygulamak, gergin anları yönetmek disiplin ve sabır gerektiren bir iş. Ben de bunu icra etmeye çalışıyorum. Elimden gelen her şeyi de yapmaya devam ediyorum.

Duygu Akbulut, bölge hakemi olarak edindiği tüm bu deneyimi artık daha büyük bir sahneye, uluslararası platformlara taşımaya hazırlanıyor. Gözü şimdi dünyanın dört bir yanındaki büyük minderlerde. Türk bayrağını ve kadın iradesini küresel sahnede dalgalandırmak için adımlarını kararlılıkla atıyor:

Hedefim uluslararası kadın güreş hakemi olmak. Ülkemizi bu noktada temsil etmek istiyorum.