Türk sinemasının o tanıdık görüntüsü (bir valiz, bir otobüs terminali, ufukta beliren şehir silüeti) tesadüfen bu kadar çok tekrarlanmadı. Çünkü gerçekten birkaç kuşağın ortak hikayesiydi. İstanbul yalnızca bir şehir değildi; işti, okuldu, para kazanma ihtimaliydi, çocuğunu okutabilme umuduydu. Kısacası bulunduğun yerden daha büyük bir hayatın mümkün olduğuna dair verilen sözdü.
O söz bugün de tamamen ortadan kalkmış değil.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında İstanbul 329 bin 912 kişiyle Türkiye’de en fazla göç alan şehir oldu. Aynı yıl İstanbul’dan 371 bin 258 kişi başka bir şehre taşındı.
Böylece İstanbul, Türkiye’nin aynı zamanda en fazla göç veren şehri oldu.
Sayılarla İstanbul
- 2023: 412 bin 707 kişi geldi, 581 bin 330 kişi gitti. Net göç -168 bin 623
- 2024: 395 bin 485 kişi geldi, 369 bin 453 kişi gitti. Net göç +26 bin 32
- 2025: 329 bin 912 kişi geldi, 371 bin 258 kişi gitti. Net göç -41 bin 346
- 2013-2023: İstanbul 4 milyon 512 bin 615 kişi aldı, 4 milyon 825 bin 914 kişi verdi.
- Toplam giriş ve çıkış 9 milyon 338 bin 529'a ulaştı.
Fakat üç yıl yan yana konulduğunda düz bir "İstanbul boşalıyor" hikayesi çıkmıyor. 2023'te sert biçimde eksiye düşen denge, 2024'te artıya dönüyor, 2025'te yeniden eksiye geçiyor. Üstelik 2023, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye genelinde iller arası göçün 3 milyon 450 bin kişiyi aştığı olağanüstü bir yıl. Daha çok bir devridaim var. İstanbul insan çekmeye devam ediyor. Ama çektiği herkesi aynı biçimde tutamıyor.
Bir İstanbul hayali halen var
Bu sorunun peşinden giderken yolumuz Samsun’a düştü. İstanbul’da farklı sürelerde yaşamış, farklı nedenlerle oraya gitmiş ve sonunda Samsun’a dönmüş üç kişiyle konuştuk. Hikayeleri birbirinden farklıydı ama başlangıçlarında tanıdık bir ortaklık vardı. İstanbul’da başka türlü bir hayatın mümkün olduğuna inanmışlardı.

Grafik tasarımcı Ece de onlardan biriydi.
Biraz İstanbul hayalim vardı benim ve bir gecede karar verip ne iş ne de evim varken bavulu aldım ve İstanbul'a gittim. Ama ondan önce tabii başvurularımı falan yapıyordum. Küçük bir ajans, sağ olsun bana destek çıktı bu anlamda ve beni işe aldılar. Ama sonrasında ev bulma sürecim biraz uzun sürdü. Bu süreçte de arkadaşlarımla, akrabalarımda kaldım.
Video kurgu ve post prodüksiyon alanında çalışan Semih Can Temiz'i İstanbul'a götüren ise mesleğiydi. 2018'de İstanbul'a taşınan Temiz, o dönem görüntü yönetmenliği ve kurgu alanında ilerlemek istediğini anlatıyor.
İstanbul'a gitme sebebim de İstanbul'da tanıdığım bir yönetmen ağabeyimin çağırmasıyla aslında gittim. Burada okul okuyordum. 'Gelir misin?' dedi. Ben de 'Gelirim.' dedim. Daha hevesliydim o işlerde. İstanbul'a aslında daha çok görüntü yönetmenliği ya da kurgu yönetmenliği için gittim, hayalim oydu.
Bu iki hikayenin başladığı yaşlar da tesadüf sayılmaz. Türkiye'de iç göçün en hareketli dönemi yıllardır 20'li yaşların başı. TÜİK verilerinde, 2021'den 2025'e kadar her yıl en fazla şehir değiştiren grup 20-24 yaşındakiler oldu. Sayı 2021'de 731 bini aşarken 2025'te 480 bine geriledi ama yaş grubu değişmedi. Eğitim, işe başlama ve iş arayışı gençleri şehirler arasında hareket ettirmeye devam ediyor.
Şehrin faturası sadece kira değil
İstanbul'a gelmek için hala güçlü nedenler var. Fakat kalmanın hesabı biraz daha karışık. Ece'nin hesabında ilk kalem kira.
Birikim zaten mümkün değil. Bir de yalnız yaşayan birisi olarak hiç değil. Belli bir maaşla geçinmeye çalışıyorsun. Hem yol hem yemek derken eğlenceye ayırabildiğim kısım çok azdır. İstanbul özellikle kiralarıyla zor bir şehir.

Semih'in hesabına ise zaman ve trafik giriyor. İstanbul'da çalıştığı dönemde bazı günler eve dönmenin kendisi ayrı bir mesaiye dönüşüyordu.
Bir yere çekime gittiğimde ya da başka bir stüdyoda çalıştığımda bazen eve gidemediğim oluyordu. O da şundan dolayı; iki saat gideceğim ama sonra geri geleceğim. Eve gidip gelmek mantıklı değil. O zaman burada kalayım diyordum. Bir, iki gün, üç gün öyle olduğu oluyordu. Bu sürekli özel hayatınıza da etki ediyor. Sürekli mesaide oluyorsunuz. O da insanın mental sağlığına iyi gelmiyor. İstanbul'da bir yere giderken trafiğe bakacağım. Neresi kırmızı, neresi yeşil ona bakacağım. Şuraya gitsek çok kalabalık olur mu, bugün hafta içi mi hafta sonu mu diye düşüneceğim. Sürekli saatleri kontrol ederek yaşıyorsun.
Bu yalnızca Semih'in İstanbul'u değil. İstanbul, Lizbon ve Porto Alegre'yi karşılaştıran 2024 tarihli bir araştırmada, İstanbul'daki katılımcıların işe tek yönlü ortalama yolculuk süresi 48 dakika ölçüldü. İstanbul üç metropol arasında en uzun işe gidiş süresine sahipti. TomTom'un 2025 verileri ise sürücülerin yoğun saat trafiğinde yılda 112 saat kaybettiğini gösteriyor. İstanbul'un görünmeyen maliyetlerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Kira ay sonunda hesaptan düşüyor, yol ise her gün hayattan.
Bir çocuğun ayağını bastığı yer
2025'te Türkiye genelinde 510 bin 226 kişi "daha iyi konut ve yaşam koşulları" nedeniyle başka bir şehre taşındı. Bu, hanedeki bir kişiye bağımlı göçün ardından en büyük ikinci iç göç nedeni oldu. İstatistiğin adı biraz resmi. Kapsadığı hayat ise oldukça gündelik. TÜİK bu başlığın içine daha nitelikli konutu, oyun alanını, ulaşımı, gürültüyü, hava kirliliğini, güvenli sosyal çevreyi ve daha iyi yaşam için coğrafi koşulları da dahil ediyor.

Menekşe'nin hikayesi neredeyse bu tanımın içinden çıkmış gibi.
İstanbul'da eşiyle 7 yıl yaşayan Menekşe, çocukları olduktan sonra şehir değiştirmeyi düşünmeye başladıklarını anlatıyor.
Alp orada kaldırımda oynarken, her an yola çıkacak mı diye böyle endişeyle beklerken dedim ki 'Hani ben nereye kadar acaba bunu yaşayacağım?' Ve Alp büyürken sürekli 'Hayır, gitme, koşma, yola çıkma' gibi böyle sürekli bunları mı söyleyeceğim diye bir an düşündüm.
Ardından nasıl bir gündelik hayat istediğini tarif ediyor:
Ben oğlumu evden çıkardığımda toprağa basmasını istiyorum, çimlere basmasını istiyorum. Ağaçların altında bir serinlikte, gölgelikte oturmasını istiyorum.
Kreş arayışı kararlarını güçlendirdi. İstanbul'da baktığı kreşlerin fiziki koşullarından memnun olmadığını söyleyen Menekşe, Samsun'da ise sakin bir yerde oturup çocuğunu beş dakikada kreşe götürebilmeyi tercih ettiklerini anlatıyor.
Bunca hikaye ve istatistik aynı noktaya çıkıyor. İstanbul hala güçlü bir çekim merkezi. Ancak artık mesele yalnızca şehrin ne sunduğu değil, bunun karşılığında ne istediği. Kira, zaman, mesafe ve yaşam koşulları aynı hesabın içinde. Bu yüzden İstanbul'a gelmekle İstanbul'dan gitmek birbirinin zıddı değil. Aynı soruya, hayatın farklı dönemlerinde verilen iki farklı cevap. O yüzden gelenler de haklı gidenler de...
MERAKLISINA
İzle: Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak ve Kış Uykusu filmleri.
Oku: Hasan Ali Toptaş'ın Heba kitabı.
