Teknolojiyle kurduğu ilişkiyi yeniden sorgulayan kullanıcılar artıyor. Şirketler de ürünlerini ve pazarlama stratejilerini değiştirmeye başlıyor. “Dikkat ekonomisinin" güç kazandığı dijital çağda daha az bildirim, daha az ekran ve daha fazla kontrol vadeden teknolojiler yeni tüketici eğilimi olarak öne çıkıyor.

Sektör, yıllarca sattığı şeyin tam tersini pazarlamaya başladı

Uzun yıllar teknoloji sektöründe rekabet daha büyük ekranlar, daha fazla özellik ve kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre çevrim içi tutacak uygulamalar üzerinden yürütüldü. Dijital yorgunluğun arttığı dönemde ise teknoloji şirketleri bu kez ters yönde bir yaklaşımı öne çıkarıyor. "Sıfır ekran süresi", "bildirimsiz" ve "tek amaç" gibi mesajlarla pazarlanan yeni ürünler, kullanıcıların daha fazla kontrol ve daha sade dijital deneyim arayışına karşılık veriyor.

New York'ta yalnızca müzik çalar özelliğine sahip bir ürünün "Zero Screen Time" (Sıfır ekran süresi) sloganıyla tanıtıldığı reklam kampanyası ve yalnızca belirli bir amaca hizmet eden cihazların yaygınlaşması, akıllı telefon çağında tek işlevli ürünlere yeni bir eğilimin ortaya çıktığını gösteriyor.

Uzmanlara göre bu eğilim, yalnızca yeni ürün tercihlerini değil, tüketicilerin teknolojiyle kurduğu ilişkiyi ve şirketlerin pazarlama stratejilerini de dönüştürüyor.

"Daha az teknoloji" yeni satış stratejisine dönüşüyor

Milenyumun başlarından itibaren akıllı telefonların yaygınlaşması ve mobil internetin gelişmesiyle rekabet daha büyük ekran, daha fazla uygulama ve daha güçlü işlemci üzerine kurulmuştu. Kullanıcıları daha fazla çevrim içi tutmayı hedefleyen sosyal medya şirketleri de hazırladıkları algoritmalarla kullanıcıları sonsuz bir bildirim döngüsüne hapsetti. Bugün aynı şirketlerden bazıları ürünlerini tam tersine, daha az dikkat dağıtan, daha az bildirim gönderen ve kullanıcıyı ekrana daha az bağımlı bırakan özellikleriyle yeniden tanıtıyor.

New York metrosundaki iPod müzik çalar reklamı bunun en dikkat çekici örneklerinden biri. Reklam kampanyasında ürünün tek özelliğe sahip olması ve ekranının bulunmaması bir eksiklik değil, ürünün temel avantajı olarak sunuldu.

Reklam kampanyası, teknoloji dünyasında "slow tech" (yavaş teknoloji) tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, eski iPod geliştiricilerinden Tony Fadell de teknolojinin amacının insanın dikkatini sürekli meşgul etmek değil, gerektiğinde geri planda kalabilmek olması gerektiğini vurguladı.

Tek işlevli cihazlar yeniden gündemde

Teknoloji sektöründe son dönemde yalnızca belirli bir ihtiyaca odaklanan ürünlerin yeniden öne çıkması bu değişimin göstergelerinden biri.

Akıllı telefon deneyimini sınırlandıran, sadece arama, mesajlaşma, not alma ve navigasyon gibi temel özelliklere sahip ürünler ile elektronik kitap okuyucuları "daha az dikkat dağıtıcı teknoloji" yaklaşımıyla pazarlanıyor.

Bu ürünlerin ortak özelliği, kullanıcıyı mümkün olduğunca sosyal medya, bildirimler ve sürekli çevrim içi olma baskısından uzak tutmayı hedeflemeleri.

Kablolu kulaklıklar geri dönüyor

Benzer eğilim müzik deneyiminde de dikkati çekiyor. Uluslararası pazar araştırma şirketi Circana'nın verilerine göre, uzun yıllar kablosuz kulaklıkların gölgesinde kalan kablolu kulaklıklar da dünya genelinde yeniden popüler olma eğiliminde. Yıllardır düşüş gösteren kablolu kulaklık satışları artıyor.

Kablolu kulaklıkların yeniden görünür hale gelmesinde, Bella Hadid, Lily-Rose Depp ve Paul Mescal gibi ünlü isimlerin günlük yaşamlarında bu ürünleri tercih etmesi ile bazı moda markalarının defilelerinde kablolu modellere yer vermesi de etkili.

İnsanlar dikkatlerini koruyacak teknolojiler arıyor

Princeton Üniversitesi Henry Charles Lea Tarih ve Bilim Tarihi Profesörü D. Graham Burnett, insanların dikkat ekonomisinin zararlarının giderek daha fazla farkına vardığını belirtiyor.

İnsanlar dikkat ekonomisinin sömürücü yapısından zarar gördüklerinin farkına varıyor ve dikkatlerini korumanın yollarını arıyor.

Teknoloji şirketlerinin de bu talebe yanıt vermeye başladığını ifade eden Burnett, "Büyük ya da küçük şirketler, insanların dikkatlerini korumalarına ve dikkatlerinin sömürücü metalaştırılmasının tuzağından kurtulmalarına yardımcı olacak yeni araçlar sunmaya başladı.” değerlendirmesini yapıyor.

Burnett, tek işlevli cihazlara yönelik ilginin yalnızca nostaljiyle açıklanamayacağını vurguluyor ve ekliyor: "Bu eğilim sadece nostaljiden ibaret değil. İnsan dikkatini korumaya yönelik daha ileriye dönük bir arayışın da parçası."

Burnett, son yıllarda yapay zeka destekli algoritmalar ve yoğun veri toplama üzerine kurulu iş modellerinin insanların dikkatini sürekli yönlendirmeye çalıştığını söyleyerek, "Sorun telefonlar değil. Sorun dikkatimizi, zihnimizi, zamanımızı ve duyularımızı sömüren sosyal, teknik ve ekonomik sistemdir.” diyor.

Tüketiciler teknolojinin sadece istedikleri kısmını seçiyor

Oxford Üniversitesi İnternet Enstitüsü araştırmacısı Matthew Sharpe de insanların günlük yaşamlarının giderek daha fazla dijitalleşmesiyle birlikte buna karşı doğal bir tepkinin ortaya çıktığı görüşünde. Sharpe, "Daha basit, teknolojiye az bağımlı cihazların yükselişini, insanların modern teknolojinin sunduğu bazı kolaylıklardan, bu kolaylıkların getirdiği bazı dezavantajlar olmadan yararlanmalarının bir yolu olarak görüyorum.” diyor.

Sharpe, tek işlevli ürünlerin tüketicilere yalnızca ihtiyaç duydukları özellikleri seçme imkanı sunduğunu ifade ederek, bu eğilimin hızlanacağını söylüyor.

Buna göre, sürekli bildirimler ve sonsuz içerik akışından uzaklaşma isteği bilinçli bir tercih. Sharpe, insanların gün sonunda zamanlarını nasıl geçirdiklerini değerlendirdiklerinde, ekran karşısında geçirdikleri süreden çoğu zaman memnun olmadıklarını belirterek, "Bildirimlerden, algoritmalardan ve sürekli telefonda gezinmekten uzaklaşma isteği, bu düşüncelere sağlıklı bir tepkidir." ifadelerini kullanıyor.

Teknoloji şirketlerinin yakın gelecekte kullanıcıların dikkatini korumaya odaklanacağı yönündeki görüşe de katılmıyor Sharpe ve artırıyor: "Teknoloji şirketleri için kullanıcı dikkatini mümkün olduğunca uzun süre elde tutmak, onu korumaktan hala daha değerli."

Sharpe, tüketicilerin bu platformları kitlesel olarak terk etmesi ya da düzenleyici kurumların şirketleri kullanıcı dikkatini korumaya zorlaması halinde bu yaklaşımın değişebileceğini sözlerine ekliyor.

Teknoloji nedeniyle zihinsel ve duygusal olarak tükenen insanlar, kontrol ve sadeleşme arayışında

Araştırmalar, yetişkinlerin günün önemli bölümünü ekran karşısında geçirdiğini gösteriyor.

ABD'de yayımlanan çeşitli araştırmalara göre yetişkinlerin günlük ekran süresi ortalama 6 ila 7 saat. Z kuşağında bu süre daha da yükseliyor.

İş ve Örgüt Psikoloğu Nil Madi, dijital yorgunluğun yalnızca ekran karşısında geçirilen süreyle açıklanamayacağına dikkati çekerek, "Dijital yorgunluk aslında ekran süresinden bağımsız bir durum, dikkatle ilgili. Dijital ortamlarda geçirdiğimiz süre ve yaşadığımız etkileşimle bağlantılı olarak ortaya çıkan zihinsel ve duygusal tükenme." ifadelerini kullanıyor.

Sürekli bildirimler ve kesintilerin dikkati olumsuz etkilediğine işaret eden Madi, odaklanmayı bölen bir bildirimin ardından kişinin yeniden işe yoğunlaşmasının yaklaşık 20 dakika sürebildiğini belirterek, "Teknoloji çok hızlı ilerledi ama bizim dikkatimiz ve beynimiz o kadar hızlı gelişmedi.” diyor.

Madi’ye göre bazı kullanıcılar bu nedenle daha sade teknolojilere yöneliyor: "Dikkatin en değerli varlık haline geldiğinin farkına varan insanlar, ekran yorgunluğu ve teknolojiyle kurdukları ilişkiyi yönetebilmek için tek işlevli ürünlere yönelebiliyor. Burada kontrol hissi ve sadeleşme ihtiyacı etkili olabiliyor."

Madi, sürekli çevrim içi olmanın stres, kaygı ve zihinsel yorgunluğu artırdığına dikkati çekerek, "Bu durum hem performansı hem motivasyonu hem de genel iyi oluşu olumsuz etkiliyor.” diyor.

Nitelikli teknolojinin pazarlamada ve şirket stratejilerindeki payı artabilir

Uzmanlara göre, dijital yaşamın yoğunlaşmasıyla teknoloji sektöründe rekabetin ölçütleri de değişiyor. Daha fazla özellik ve daha uzun ekran süresi yerine, kullanıcıların dikkatini korumaya ve dijital yükü azaltmaya odaklanan ürünlerin önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

"Sıfır ekran süresi", "bildirim yok" ve "tek amaç" gibi mesajlarla öne çıkan bu yeni nesil yaklaşım, sadece geçici bir pazarlama söylemi değil, tüketici alışkanlıklarını yeniden şekillendirebilecek bir eğilimi yansıtıyor ve bu mesajlar teknoloji şirketlerinin kullanıcı beklentilerindeki değişime yanıt verme arayışının göstergeleri arasında.