Akıllı telefonlardan savaş uçaklarına, veri merkezlerinden elektrikli otomobillere kadar modern dünyanın neredeyse tüm kritik teknolojileri artık içerisinde değerli metalleri ve iletkenleri barındıran bu küçük silikon parçalarına bağlı.
Özellikle koronavirüs pandemisi döneminde yaşanan çip krizi, otomotiv sektöründen imalata, bilgisayar ve telekomünikasyondan sanayiye kadar pek çok alandaki üretime darbe vurdu. Geciken siparişler, üretimde yaşanan aksaklık sebebiyle teslim edilemeyen dev talepler bu süreçte dünyayı derin ve etkileri halen devam eden bir buhrana sürükledi. Bu alanda yaşanan problemin sektöre etkisinin büyüklüğü de dünyada “çip savaşları” denilen olguyu beraberinde getirdi. ABD ile Çin arasında yıllardır süren teknoloji rekabeti yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mücadeleye dönüştü.
ABD-Çin-Tayvan ekseninde yaşanan bu soğuk ama bir o kadar da teknolojik savaş, silahların kullanılmadığı, mermilerin atılmadığı ve tamamen ülkelerin üretimini birincil derecede sekteye uğratacak bir mücadeleye evrildi. Tam da bu küresel yarışın ortasında, uzun yıllar elektronik montaj merkezi olarak bilinen Malezya'nın Penang eyaleti sessiz ama dikkat çekici bir yükseliş yaşıyor.

Bugün Penang'ın hikayesi, Tayvan'ın yerine geçmeye çalışan yeni bir üretim merkezi olmaktan çok daha fazlasını barındırıyor: Dünyanın en kritik çip tedarik zincirlerinden birinin vazgeçilmez halkası haline gelmek.
Penang’ın küresel teknoloji rekabetinin güç dengelerini değiştirebilecek merkezlerden biri olabileceği düşünülüyor.
Öyle ki İngiliz gazetesi Financial Times’a göre bu dönüşüm, "ABD-Çin çip savaşının beklenmedik kazananlarından biri".
Penang’ın teknoloji yolculuğu, Intel'in 1972 yılında ABD dışındaki ilk üretim tesislerinden birini burada kurmasıyla başladı. O yıllarda sadece bir montaj üssü olarak görülen bölge, bugün 350'den fazla çok uluslu teknoloji şirketine ev sahipliği yapıyor. Intel, Infineon, Bosch, Micron, Texas Instruments, Lam Research ve ASE gibi küresel şirketler artık yalnızca üretim değil tasarım, mühendislik, test ve gelişmiş paketleme faaliyetlerini de Penang'da yürütüyor.

Yıllar içinde buraya yapılan yatırımlar artarken, günümüzde halen yukarı yönlü ivmesini koruyan Penang için “Asya’nın Silikon Vadisi” benzetmesi bile yapılıyor. Malezya bugün dünyanın en büyük yarı iletken ihracatçıları arasında yer alırken, küresel çip test ve paketleme faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 13'ünü tek başına gerçekleştiriyor.
Bu yatırımların arkasındaki temel neden her ne kadar stratejik görülse de aslında jeopolitik denklemler de öne çıkıyor. ABD'nin Çin'e yönelik ileri teknoloji ihracat kısıtlamaları sonrasında birçok küresel şirket üretim stratejisini yeniden şekillendirmeye başladı. "China Plus One" olarak adlandırılan model kapsamında firmalar, üretimin tamamını Çin'de toplamak yerine ikinci bir güvenli üretim merkezi oluşturuyor. Bu stratejinin en fazla yatırım çektiği merkezlerden biri tam da burası haline geldi. 2023 yılında eyaletin çektiği 12,8 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım, 2013-2020 döneminin toplamını geride bıraktı.
Penang’ın avantajı aslında üretim alanındaki potansiyelinden çok 350’den fazla çok uluslu şirketin bölgedeki depolama ve lojistik ağı faaliyetlerinden geliyor. Zira yapay zeka çağında yalnızca çipi üretmek değil, onun paketleyerek ihtiyaç duyulan bölgelere sevkini sağlayabilmek de bu alanda ciddi bir kazanım olarak görülüyor. Küresel şirketlerin yatırım kararları da bu stratejiyi destekliyor.
Yeni yatırımlar
Intel, Malezya'da yaklaşık 7 milyar dolarlık gelişmiş paketleme tesisi kurarken, Alman Infineon ise güç yarı iletkenleri üretimini büyütmek amacıyla 5 milyar avroluk yatırım kararı aldı. Bosch'un yeni yarı iletken tesisi ve Tayvanlı şirketlerin art arda açıkladığı kapasite artırımları da Penang'ın artık yalnızca düşük maliyetli üretim merkezi olarak görülmediğini, burada büyük bir potansiyelin hayata geçirilmek üzere beklendiğini ortaya koyuyor.
Penang yalnızca yabancı yatırım çekmekle yetinmek de istemiyor. Malezya hükümeti bu fırsatı uzun vadeli sanayi politikasına dönüştürmeye çalışıyor. Başbakan Enver İbrahim'in açıkladığı Ulusal Yarı İletken Stratejisi (National Semiconductor Strategy) kapsamında ülkedeki yarı iletken sektörüne yönelik yaklaşık 107 milyar dolar yatırım çekmeyi hedefliyor. Program kapsamında 5,3 milyar dolar kamu desteği ayrıldığı bilinirken, ayrıca yıllık cirosu 1 milyar dolara yaklaşabilecek en az 10 yerli çip şirketi oluşturulması hedefleniyor. InvestPenang'a göre proje, yaklaşık 1 milyon metrekarelik yeni ofis alanı, çip tasarım akademisi, girişimcilik merkezleri ve araştırma laboratuvarlarını kapsayan bütünleşik bir ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Aynı program kapsamında şirketlere üç yıl boyunca yıllık 2 milyon Malezya ringgitine kadar teşvik sağlanması planlanıyor.
Peki Penang gerçekten Çin ve Tayvan’a rakip olmayı başarabilecek mi?
Bu sorunun yanıtı muhtemelen kısa vadede hayır olacak fakat “Asya’nın Silikon Vadisi” yakıştırmalarının adresi olan bu yerin, “çip savaşlarında” değiştirici bir güç olabileceği ihtimali ortada.
Dünyanın en gelişmiş işlemcileri halen Tayvan'daki TSMC tarafından üretiliyor. Güney Kore, Samsung ve SK Hynix ile bellek çiplerinde liderliğini sürdürüyor. ABD ise Nvidia, AMD, Broadcom ve Qualcomm gibi şirketlerle tasarım tarafında açık ara önde. Penang’ın hedefi en gelişmiş çipi üretmek değil, dünyanın en gelişmiş çiplerini tasarlayan ve üreten şirketlerin ihtiyaç duyduğu güvenilir üretim, test ve gelişmiş paketleme altyapısını sağlamak. Yapay zeka ekonomisinin büyümesiyle birlikte bu rol, basit bir “depolama ve lojistik” görevinden çok daha fazlasını gerektirecek.
Bölgenin yükselişi, Çin veya Tayvan’ı tehdit eden bir yapıda olmasa bile, özellikle kendi altyapısı ve kaynak eksikliği ile ilgili bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Financial Times’ta bölgeyle ilgili yapılan ve sektör temsilcilerine dayandırılan bir haberde, Penang'ın en büyük sorununun nitelikli mühendis açığı, ulaşım altyapısı ve su kaynakları olduğu vurgulanırken, bu alanda liderliğe oynayan bir ülkenin altyapıya yapılacak yatırımları, Penang'ın geleceğini belirleyecek en önemli unsur olarak görülüyor.
Kaynak: AA, Financial Times, BERNAMA
