Dave Eggers'ın Çember (The Circle) romanında kurgusal bir teknoloji şirketinin üç sloganından biri şudur: "Mahremiyet hırsızlıktır."
Sırf bir tercih değil, dünyadan çalınan bir şeydir mahremiyet, bir hak değil, bir suçtur. Romanın asıl çarpıcı yanı bu fikrin bir baskıyla değil bir davetle yayılmasıdır.
Kamera takmak zorunlu değildir, ama takmayanlar giderek "neyi saklıyor?" sorusuyla karşılaşır.
Romanın gerçek dünyadaki karşılığı 10 yıl sonra bir gözlük biçiminde geldi ve Çember'in distopyasından farklı olarak hiçbir ideoloji vaat etmedi. Kimse mahremiyetin bir suç olduğunu söylemedi, tam tersini söyledi.
Yapay zeka gözlükleri, 2025'te dünyada 7 milyon adet sattı ve Ray-Ban Meta, dünyanın en çok satan yapay zeka gözlüğü oldu. 2023 ve 2024 yıllarının toplam satışı ise sadece 2 milyon seviyesindeydi, 2025'te satışlar yaklaşık 3,5 kat arttı.

Gözlük aslında ne yapıyor?
Meta'nın Ray-Ban ortaklığıyla ürettiği gözlük, Snapdragon AR1 çipi, 12 megapiksel geniş açı kamera ve beş mikrofonluk bir dizi taşıyor.
"Hey Meta" komutuyla uyanıyor. Asıl işlem, Bluetooth üzerinden eşleştiği telefondaki Meta AI uygulamasında ve oradan Meta'nın sunucularında gerçekleşiyor. "Live AI" adı verilen mod açıldığında kamera ve mikrofon, kullanıcı konuşmayı bitirene kadar değil, oturum boyunca kesintisiz aktif kalıyor. Yani gözlük tek kareler değil, sürekli bir akış kaydediyor. Kullanıcı bu akışı sonradan uygulama üzerinden inceleyip silebiliyor ama bu bir onay adımı değil, sonradan yapılan bir temizlik.
Küçük puntolar
Gözlük 2023'te piyasaya çıktığında tek bir cümleyle satıldı: "Mahremiyet için tasarlandı, kontrol sizde."
ABD'de açılan toplu davanın iddianamesi de tam olarak bu cümleye takılıyor, davacılara göre reklam metni, görüntülerin okyanus ötesinde insanlar tarafından izlenebileceğine dair hiçbir ipucu vermiyordu.
Nairobi'deki ekranlar
Bu mimarinin nereye vardığını, İsveç gazeteleri Svenska Dagbladet ve Göteborgs-Posten'in Kenyalı gazeteci Naipanoi Lepapa'yla birlikte yürüttüğü ve otuzdan fazla çalışanla görüşülen bir soruşturma gösterdi.
Nairobi merkezli taşeron firma Sama'nın çalışanları, gözlükle çekilen görüntüleri (tuvalet, soyunma, cinsellik, banka kartı bilgileri, özel mesajlar dahil) yapay zekayı eğitmek için tek tek izliyordu. Bir çalışan durumu şöyle özetledi:
Oturma odalarından çıplak bedenlere kadar her şeyi görüyoruz.
Meta iki ay boyunca soruları yanıtsız bıraktı, sonra gizlilik politikasına yönlendirdi.
Sama, Meta için yabancı bir isim değildi, 2017'den beri içerik denetimi ve veri etiketleme yapıyordu.
2022'de bir Time haberinde, denetçilerin yüzde 81'inde ağır travma sonrası stres belirtisi olduğu aktarıldı.
Bu kez de senaryo tanıdık işledi: soruşturma şubatta yayımlandı, Meta martta Sama ile çalışmayı durdurdu, nisanda sözleşmeyi tamamen sonlandırdı ve Sama, 1.108 çalışanına altı günlük ihbarla işten çıkarma bildirdi.
Meta, gerekçe olarak Sama'nın "standartlarını karşılamadığını" söyledi; hangi standart olduğunu açıklamadı. Sama buna sert yanıt verdi: "Hiçbir zaman bir standart ihlali konusunda bilgilendirilmedik."
Afrika Teknoloji İşçileri Hareketi'nden Naftali Wambalo ise iddiayı tersine çevirdi:
Burada sözü edilen standartlar, sessizlik standartları.
Meta bu suçlamaya doğrudan yanıt vermedi. Hangi tarafın haklı olduğu hala tartışmalı ama zamanlama, soruşturmayı yürüten muhabirlerden düzenleyicilere kadar herkesin dikkatini çekti.
Gözlükteki kayıt ışığı saklanabilliyor
Kayıt ışığı da beklendiği kadar güvenilir çıkmadı, iki dolarlık bir sticker'la kolayca kapatılabildiği gösterildi. Şirket yüz tanımayı gözlüklere asla eklemeyeceğine dair kamuoyuna güvence verirken, uygulamada aktif olmayan ama var olan bir yüz tanıma kodu bulundu. Bu kod, ABD Deniz Kuvvetleri'nin soruşturma birimi dahil devlet kurumlarına hizmet veren bir şirketten lisanslanmıştı.
Kural hep geriden geliyor
Mevcut yasalar kılık değiştirmiş gizli kameralar için yazıldı, sahibi bilir ama çevresindekiler bilmez varsayımına dayanıyor.
Akıllı gözlük bu ikiliği bozuyor: sahibi de takar, çevresindekiler de görür, ama kaydın nereye gittiğini kimse bilmez.
Almanya'da bir dijital haklar örgütü gözlüğü "gizli kamera" maddesine dayanarak savcılığa şikayet etti; ülkenin telekomünikasyon düzenleyicisi ise aynı yasayı, gözlükteki küçük LED'in yeterli uyarı sayılacağı şeklinde yorumlayıp harekete geçmedi.
Kenya'nın Veri Koruma Komiserliği ve İngiltere'nin ICO'su ayrı soruşturmalar açtı; Teksas Başsavcılığı kendi soruşturmasını başlattı. İçişleri Güvenlik Bakanlığı'nın göç birimi ICE ise çalışanlarına gözlüğü yasakladı, yeni bir kural olarak değil, eski bir politikanın "hatırlatması" olarak. Hiçbir kurum bu cihaz için sıfırdan bir çerçeve yazmadı, hepsi elindeki eski kuralı yeni cihaza uydurmaya çalıştı.
Şeffaflık?
Çember’in en karanlık sahnelerinden birinde, şeffaflığı reddeden karakterimiz, kendisini bulmak isteyen insanların yönlendirdiği drone’lardan kaçarken arabasıyla bir köprüden savrularak hayatını kaybeder. Roman bunu bir kehanet olarak değil bir uyarı olarak kurar: bir teknoloji yeterince yaygınlaşınca, ondan kaçınmak bir tercih olmaktan çıkıp bir anomaliye dönüşür.
Akıllı gözlük henüz o eşiğe gelmedi. Ama patronunuzun toplantıda taktığı, yanınızdaki masada oturan yabancının taktığı bir cihaz karşısında "hayır, kaydetme" deme hakkınızın ne olduğu üç yıl sonra daha da çok tartışılacak.
