Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, üç ülke arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesini öngörürken, bölgesel güvenlik risklerine karşı da ortak bir yapı oluşturulmasını gündeme getiriyor.
Üç ülkenin dışişleri, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarını bir araya getiren Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı da İstanbul'da yapıldı.
Anlaşmayı ve toplantıyı Spot'a değerlendiren Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, anlaşmanın, bölgenin tarihi bir güvenlik kriziyle karşı karşıya olduğu dönemde ortaya çıktığını belirterek, "İsrail ile İran arasındaki savaş, bölgesel düzenin geleceğini sorgulanır hale getirdi ve diğer bölge ülkeleri için stratejik ölçekli güvenlik riskleri oluşturmaya başladı." dedi.

Prof. Dr. Murat Yeşiltaş
Prof. Dr. Yeşiltaş, anlaşmanın bölgedeki güvenlik risklerine karşı ortak bir diplomasi ve savunma mimarisi oluşturması açısından kritik olduğunu ifade ederek, "Bölgenin İran ve İsrail maceracılığına karşı ortak bir diplomasi aklı oluşturmak ve bunu Mekke Anlaşması'nda olduğu gibi savunma mimarisine dönüştürmek bakımından da kolektif bir güç oluşturmak son derece kritik." diye konuştu.
İsrail ile İran arasındaki savaş, bölgesel düzenin geleceğini sorgulanır hale getirdi ve diğer bölge ülkeleri için stratejik ölçekli güvenlik riskleri oluşturmaya başladı.
Yeşiltaş'a göre, önümüzdeki dönemde atılacak pratik adımlar anlaşmanın hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Böylece anlaşmanın caydırıcılığı kağıt üzerinden kolektif güç ve kapasite inşasına dönüşecek.
Türkiye bölgesel düzende başat aktörlerden biri
Anlaşmanın Türkiye açısından önemine de değinen Yeşiltaş, "Türkiye için elbette son derece önemli bir ittifak çünkü bölgesel düzende düzen kurma, istikrar sağlama konusunda Türkiye başat aktörlerden bir tanesi. Şimdi bu söylemini ve politikalarını ittifak üzerinden hayata geçiriyor ve bölgenin önemli güçlerini de bu ittifakın bir parçası haline getirmek suretiyle bölgesel bir postür hayata geçirmiş oluyor." dedi.
Murat Yeşiltaş, anlaşmanın ayrıca Türkiye'ye yönelik olası güvenlik risklerinin caydırılması açısından da ortak bir mimari inşa ettiği için önem taşıdığını belirtti.
İttifakın gelecekteki yapısına ilişkin ise Yeşiltaş, "İttifakta önümüzdeki dönem kurumsallaşma sürecini göreceğiz. Yavaş yavaş kurumsallaşma sağlandıktan sonra belki ittifakın genişlemesi de söz konusu olabilir." diye konuştu.
Anlaşmanın üç ülke arasında savunma sanayisi işbirliğini de sağlaması bekleniyor. Yeşiltaş, "Her üç ülkenin de farklı kabiliyetlerini bir araya getirerek değişen güvenlik ortamına ve risk ortamına karşı ordularını adapte etme, askeri güçlerini de pekiştirme imkanı tanıyacak." dedi.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, bu sayede bölgesel krizlerde ortak diplomasi de geliştirebilecek. Prof. Dr. Yeşiltaş konuyla ilgili, "İran meselesi gibi, Filistin meselesi gibi kolektif bir diplomasi inşa etme pratiği sağlayacaklar." değerlendirmesinde bulundu.
