“Biological Invasions” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Hürmüz Boğazı’nın 28 Şubat’ta kapanmasının ardından Basra Körfezi ve Umman Körfezi’nde 1500’den fazla büyük ticari geminin hareketsiz kalması, deniz canlılarının farklı bölgelere taşınması riskini artırdı.

Uzun süre hareketsiz kalan gemilerin su altındaki gövdelerinde deniz mikroorganizmaları, algler ve omurgasızlardan oluşan biyolojik birikim (biofouling) hızla gelişiyor. Araştırmada, bu birikimin yaklaşık 10 günde hızlı büyüme aşamasına geçebildiği, 18-30 günden uzun beklemelerde ise müdahale gerektiği belirtildi.

Araştırmanın başyazarı Maryland Üniversitesinden Prof. Mario Tamburri, durumun gemi sayısı ve büyüklüğünün yanı sıra bahar ve yaz aylarının deniz canlılarının büyüme ve üreme dönemine denk gelmesi nedeniyle “en kötü durum senaryosu” oluşturduğunu söyledi.

Körfez’deki yüksek sıcaklık ve tuzluluğa dayanıklı canlılar başka bölgelere taşındığında istilacı hale gelebilir. Basra Körfezi’ne özgü Asya yeşil midyesinin Florida, Karayipler, Avustralya ve Güney Amerika’ya taşınması, bu riskin örneklerinden biri. Türün bazı bölgelerde yerli canlılarla rekabet ettiği ve sanayi tesislerinin boru sistemlerini tıkayabildiğine dikkat çekildi.

Araştırmacılara göre Cidde, Mumbai, Colombo, Singapur, İskenderiye, Pire, Algeciras ve Rotterdam gibi limanlar, Körfez’den gelen gemilerin kısa sürede ulaşması ve benzer sıcaklık-tuzluluk koşulları nedeniyle yüksek risk taşıyor. Bu limanlarda erken uyarı ve hızlı müdahale sistemlerinin devreye alınması öneriliyor.

Gemilerin bölgeden ayrılmadan önce gövdelerindeki biyolojik birikimin temizlenmesi en etkili çözüm olarak gösteriliyor. Ancak Körfez’deki temizleme kapasitesinin sınırlı olması ve gemilerin güvenlik ile lojistik nedenlerle hızlı hareket etmek zorunda kalması, uygulamayı güçleştiriyor. Prof. Tamburri, uluslararası denizcilik sektörünün bu ölçekteki biyogüvenlik risklerine karşı henüz yeterince hazırlıklı olmadığını belirtti.