Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kuran, demiryolu ve sanayi yatırımlarıyla Cumhuriyet döneminde milli kalkınmanın öncülerinden Nuri Demirağ'ın 1936 yılında ürettiği Nu.D-36 eğitim uçağının replikası yeniden üretilip uçuruldu. Uçağın Mehmet Sadullah Öztürk (M.S.Ö.) Hava ve Uzay Müzesi envanterine alınması Demirağ ailesi için bu hikayeyi daha da anlamlı hale getirdi.

Mesude Demirağ, büyükbabasının yıllar önce ortaya koyduğu vizyonun aradan geçen yaklaşık 90 yılın ardından yeniden hayat bulmasına tanıklık etmenin kendisi için son derece duygusal olduğunu söylüyor.

Nuri Demirağ, Türkiye'nin kendi geleceğini şekillendirebileceğine, Türk uçağı yapabileceğine ve teknoloji üretebileceğine inanıyordu. Nu.D-36 da bu inancın sembollerinden biriydi.

Nu.D 36 Tipi 5 Uçak Gösteri Uçuşu Yapıyor

Torun Demirağ, uçağın replikasının yapılmasına ve uçurulmasına tanıklık ettiği anları şu sözlerle ifade ediyor: "Hayali devam etmedi ama şimdi 90 yıl sonra bunun yapılması bizlere büyük bir onur veriyor. Çok duygulandık."

Bugünün Türkiye'sine baktığında ise büyükbabasının hayal ettiği anlayışın yeniden güç kazandığını düşünüyor.

Nuri Demirağ Uçak İmalatını Denetlerken

Savunma sanayisi ve havacılık alanındaki son yıllardaki gelişmeleri gururla takip eden Demirağ, "Büyükbabam zamanında bu adımlar atılmış olsaydı şimdi çoktan KAAN'larımız, diğer uçaklarımız olacaktı." diyor.

Nuri Demirağ'ın hayallerinin yalnızca uçakla sınırlı olmadığını belirten torunu, ayrıca onun çok daha geniş bir vizyona sahip olduğunu şöyle ifade ediyor: "Büyükbabamın çok hayali vardı, sadece uçak değil. İnşallah diğerleri de gerçekleşir diye umuyorum."

Nuri Demirağ'ın Çalışmalarını Gösteren Bir Gazete Küpürü

Bugünkü çalışmalarda kendisine en çok umut veren şeylerden biri ise büyükbabasının savunduğu "biz yapabiliriz" anlayışının karşılık bulması. Demirağ duygularını, "Çok gurur duyuyorum. Özellikle büyükbabamın ilkeleri doğrultusunda 'biz yapabiliriz' fikrini veya hayallerinin peşinden koşma fikrini ve inandığımız şeyin peşinden koşmak, yılmamak fikrini gösteriyor. Yapan kişileri takdir ediyorum. Çok mutlu oluyorum, onları yakından takip ediyorum. Çok güzel bir gelişme." sözleriyle dile getiriyor.

Ardından geçmişe dönüp tek bir cümleyle hem sevincini hem de içinde kalan duyguyu anlatıyor Demirağ: "Keşke büyükbabam zamanında da böyle olabilseydi."

Demirağ, Türkiye'nin havacılıkta daha ileriye gitmesi için AR-GE çalışmalarının önemine de dikkati çekiyor. Mevcut çalışmaları "çok yeterli ve güzel" bulduğunu söyleyen Demirağ, bu çalışmaların arkasında geleceğe güvenle bakan, iyi fikirleri olan gençlerin bulunduğunu belirtiyor.

Gençlerin havacılığa daha fazla ilgi göstermesini isteyen Demirağ, yaşanan gelişmelerin kendisini hem bir Türk vatandaşı hem de havacılığa önemli katkılar sunmuş bir ailenin mensubu olarak mutlu ettiğini ifade ediyor.

Türkiye'nin çok kısa sürede dünya çapında önemli bir konuma ulaşacağına inanan Demirağ, "Biraz daha yolumuz var ama gelişmeler çok umut verici. Bunun doğrultusunda çok kısa sürede dünya çapında sıralanacağımıza eminim. Gelişmelere çok umut verici bakıyorum." sözleriyle geleceğe ilişkin umudunu dile getiriyor.

Büyükbabasının 1936'da havalanan hayali, bugün yeniden gökyüzünde. Mesude Demirağ ise bu kez yalnızca geçmişin hikayesine değil, o hayalin bundan sonra ulaşabileceği yere bakıyor.

Haber: Yavuz Emrah Sever/Zehra Ongan