Standart bir kan tahlilinde tek satırlık bir değer gibi görünür: Testosteron. Oysa o sayı bir erkeğin hormon düzeyinin yanı sıra yaşadığı çağın izlerini de taşıyor.
Üroloji uzmanı Prof. Dr. Zeki Bayraktar, son 25 yılda kısırlık nedeniyle başvuran çiftlerin oranının yaklaşık iki katına çıktığını söylüyor.
Daha fazla kilo, daha fazla diyabet, daha fazla plastik, daha fazla hava kirliliği, daha fazla stres ve daha az uyku. Erkek üreme sağlığına dair tartışma tam da bu yüzden laboratuvar kağıdından çıkıp kamu sağlığı meselesine dönüşüyor.
| SAYILARLA | |
|---|---|
| 1972–2019 | Analizin kapsadığı dönem |
| %54 | Toplam testosteron seviyesindeki tahmini düşüş |
| 118.593 | Testosteron analizine dahil edilen erkek sayısı |
| 6 | Testosterondaki değişimi zaman içinde izleyen uzun süreli araştırmaların sayısı |
| 2000 sonrası | Düşüşün hızlandığı öne sürülen dönem |
Temmuz 2026’da Londra’da düzenlenen Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği (ESHRE) toplantısında sunulan bir analiz, erkeklerde toplam testosteron seviyesinin 1972 ve 2019 arasında yüzde 54 azaldığını öne sürdü. Veri seti 6 uzunlamasına çalışmadan ve 118 binden fazla erkekten oluşuyor.
Bu bulgu önemli ama bir notla okunmalı. Üroloji uzmanı Prof. Dr. Zeki Bayraktar'a göre bu henüz hakem değerlendirmesinden geçmiş bir makale değil, bir kongre özeti. Yüzde 54 verisinin yöntemi tartışılabilir ama Bayraktar'ın kendi verileri de en az yüzde 20-30'luk bir düşüşe işaret ediyor. Testosteron verisi tartışmalı olsa da erkek üreme sağlığına dair alarm yeni değil.
Erkekliğin biyolojik altyapısı neden eriyor?
Sperm sayısı üzerine Human Reproduction Update’te yayımlanan bir meta-analiz, 53 ülkeden 223 çalışmayı inceledi. Sonuç çarpıcıydı: Seçilmemiş erkeklerde sperm konsantrasyonu 1973 ve 2018 arasında yüzde 51,6, toplam sperm sayısı ise yüzde 62,3 düştü. Düşüş hızı da 2000 sonrasında arttı.
Bayraktar'ın kendi paylaştığı çalışmalardan biri de bunu destekliyor: ABD'de 1999-2016 yıllarını kapsayan ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması (NHANES) taramasına dayanan bir analiz, 15-39 yaş grubu erkeklerde ortalama testosteron düzeyinin 605 ng/dL'den 451 ng/dL'ye, yani yaklaşık 1/4 oranında gerilediğini gösterdi. Vücut kitle indeksi sabit tutulduğunda bile fark anlamlılığını koruyor. Bu da Bayraktar'ın "en az yüzde 20-30" tahminiyle örtüşüyor.
| TESTOSTERON NE İŞE YARAR? |
|---|
| Sperm üretimini destekler |
| Cinsel istekle ilişkilidir |
| Kas kütlesi ve kemik yoğunluğunda rol oynar |
| Enerji, ruh hali ve metabolizmayla bağlantılıdır |
| Düşüklüğü tek başına tanı değildir, semptom ve tekrar eden ölçüm gerekir |
Testosteron sadece kısırlık demek değil; kas kütlesi kaybı, kemik erimesi, kronik yorgunluk ve hatta depresyon demek.
Bu yüzden bilim dünyasının önündeki soru artık yalnızca “testosteron neden azalıyor?” değil. Bilim insanları aslında daha büyük bir sorunun peşinde: Erkek üreme sağlığı son yarım yüzyılda neden bu kadar çok parametrede alarm veriyor?
| 1973’TEN 2026’YA ERKEK ÜREME SAĞLIĞI TARTIŞMASI |
|---|
| 1973: Sperm sayısı trendlerini karşılaştıran çalışmaların veri başlangıcı. |
| 2017: Batı ülkelerinde sperm sayısındaki düşüşü görünür kılan ilk büyük meta-analiz geniş yankı uyandırdı. |
| 2023: Human Reproduction Update’te yayımlanan güncel meta-analiz, düşüşün farklı kıtalara yayıldığını ve 2000 sonrası hızlandığını bildirdi. |
| 2025: TÜİK verilerine göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk seviyesine geriledi. |
| 2026: ESHRE’de sunulan analiz, erkeklerde toplam testosteron seviyesinin 1972-2019 arasında yüzde 54 düştüğünü öne sürdü. |
Düşüşü tek başına çevresel kimyasallara bağlamak erken. Daha somut hat, modern hayatın metabolik yükü.
Modern hayat erkeklere ne yaptı?
Bilim insanları üç ana hat üzerinde duruyor; obezite ve metabolik sendrom, çevresel kimyasallar, hava kirliliği ve ısı.
A) Obezite ve metabolik sendrom
En güçlü ve en anlaşılır hat. Fazla yağ dokusu testosteronun östrojene dönüşümünü artırabilir.
2025 tarihli bir inceleme, obezitenin testosteronu, sperm sayısını, DNA bütünlüğünü ve genel sperm kalitesini olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor.
Obez erkeklerde:
- ↓ Testosteron düşüyor.
- ↓ Sperm sayısı azalıyor.
- ↓ Spermler daha az hareket ediyor.
- ↑ Anormal şekilli sperm oranı artıyor.
- ↑ Sperm DNA'sındaki hasar artıyor.
- ↓ Spermin DNA'yı koruma sistemi zayıflıyor.
Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre 2022'de dünyada 2,5 milyar yetişkin fazla kiloluydu, 890 milyonu obeziteyle yaşıyordu. Diyabet oranı 1990'da yüzde 7'yken 2022'de yüzde 14'e çıktı.
| SAYILARLA | |
|---|---|
| 1/6 | Dünya genelinde yaşamı boyunca infertilite (kısırlık) deneyimleyen kişi oranı (Dünya Sağlık Örgütü) |
| %51,6 | Sperm konsantrasyonunda 1973-2018 arasında bildirilen düşüş |
| %62,3 | Aynı dönemde toplam sperm sayısında bildirilen düşüş |
| 12 ay | DSÖ'nün infertilite tanımındaki korunmasız düzenli ilişki eşiği |
| 2,5 milyar | 2022’de dünyada fazla kilolu yetişkin sayısı |
| 890 milyon | 2022’de obeziteyle yaşayan yetişkin sayısı |
B) Çevresel kimyasallar
İkinci hat, çevresel kimyasallar. Plastik ambalajlar, bazı pestisitler, sanayi kimyasalları, yapışmaz ürünlerde kullanılan bazı maddeler ve mikroplastikler bu tartışmanın içinde. Bilim insanları bu maddeleri “endokrin bozucu” başlığı altında inceliyor. Yani hormon sisteminin çalışma düzenine müdahale edebilen kimyasallar.
C) Hava kirliliği ve ısı
Üçüncü hat ise çevrenin daha görünmez etkileri; hava kirliliği ve ısı. Araştırmalar hava kirliliğinin sperm DNA’sında bazı epigenetik değişikliklerle ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Bu, hava kirliliği doğrudan kısırlık yapıyor anlamına gelmiyor. Ama çevrenin erkek üreme hücreleri üzerinde iz bırakabileceğini gösteren yeni bir mekanizma tartışması açıyor.
Erkekler kliniğe hangi şikayetlerle başvuruyor?
Psikolojik Danışman, Çift ve Aile Danışmanı Merve Erkekoğlu kliniğe başvuran erkeklerin bir hormon değeriyle değil, bir şikayetle geldiğini belirtiyor.
"Aslında erkek danışanlar görüşmeye 'Testosteronum düşük' diyerek gelmiyor. Hatta çoğu zaman bu değerlere bakılmamış oluyor. Daha çok cinsel istekte azalma, performans kaygısı, yorgunluk, isteksizlik, özgüven kaybı, huzursuzluk, çökkünlük, eşleriyle yaşadıkları yakınlık sorunları üzerinden başvurabiliyorlar."
Sorun da tam burada başlıyor.
"Bu belirtiler yalnızca testosteron düşüklüğüne özgü değil. Yoğun stres, uyku bozuklukları, kaygı, ilişki çatışmaları, obezite, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve yaşam biçimi de benzer belirtiler oluşturabiliyor."
Erkekoğlu iki yönlü bir uyarı yapıyor: Gerçek bir tıbbi sorunu kültürel bir kurgu gibi görmek de, her şeyi hormona bağlamak da yanlış. İkincisi, kişinin psikolojik ve ilişkisel dünyasını görünmez kılıyor.
Neden şimdi ve neden Türkiye için de önemli?
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 doğum istatistiklerine göre, toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk seviyesine indi. Doğurganlıktaki düşüşün elbette ekonomik, kültürel, şehirleşme, evlilik yaşı ve beklenti değişimi gibi çok sayıda toplumsal nedeni var. Ama erkek üreme sağlığındaki küresel gerileme tablosu, bu tartışmanın gözden kaçan biyolojik ayağını oluşturuyor.
Ancak uzmanlara göre testosteron tartışmasının büyümesinde yalnızca biyoloji değil, bu değere yüklenen anlam da etkili. Psikolojik Danışman ve Çift-Aile Danışmanı Merve Erkekoğlu, birçok erkeğin düşük testosteronu “artık yeterince erkek değilim” korkusuyla yorumlayabildiğini, bunun da kaygıyı ve cinsel işlev sorunlarını besleyen bir kısır döngü oluşturabildiğini söylüyor.
Bir tarafta 'Evlenmeli, baba olmalı ve ailemi geçindirmeliyim' beklentisi var. Diğer tarafta ekonomik ve duygusal olarak bu sorumluluğu taşıyamama korkusu.
Bugün babalıktan beklenen şey de değişti; çocuğun bakımına katılmak, duygusal olarak ulaşılabilir olmak, daha eşitlikçi bir ilişki kurmak. Erkekoğlu, bu dönüşümü olumlu buluyor ama ekliyor: Zihninde farklı bir erkeklik modeli olmayan bazı erkeklerde sıkışmışlık ve rol belirsizliği yaratabiliyor.
“Testosteron artırma” pazarı
Bilim insanları nedenleri tartışırken, sosyal medya çoktan çözümü satmaya başladı.
Düşen hormon seviyelerini bir zayıflık olarak sunan “alfa erkek”, “erkekliği geri kazanma” içerikleri ve testosteron artırdığı iddia edilen takviyeler, iğneler ve sporcu ürünleri internette kontrolsüzce dolaşıyor.
Erkekoğlu, bu içeriklerin çekiciliğini belirsizliği azaltmalarına bağlıyor.
İş hayatında zorlanan, ilişkisinde reddedilen, bedeninden memnun olmayan bir erkeğe bütün sorunlarının tek bir biyolojik nedeni olduğu söyleniyor. Böylece karmaşık toplumsal ve psikolojik meseleler, ölçülebilir tek bir bedensel değere indirgeniyor.
Ardından da bu kaygıya bir ürün satılıyor: Takviye, diyet, eğitim paketi.
Çözüm diye pazarlanan şey sorunu büyütebilir
Uluslararası hormon uzmanları örgütü Endocrine Society'nin rehberi, yakın dönemde çocuk yapmayı düşünen erkeklere testosteron verilmesine karşı çıkıyor. Çünkü vücut dışarıdan testosteron aldığında kendi üretimini azaltabilir, bu da sperm üretimini baskılayabilir.
Tartışma ABD'de artık devlet politikası
Bir zamanlar yalnızca doktorların konuştuğu testosteron, bugün devletlerin de gündeminde. Tartışma bireysel sağlık sınırını aşarak askeri hazırlık ve ulusal performans politikalarına kadar uzandı. Temmuz 2026'da ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki tüm muvazzaf ve yedek askerler için yıllık testosteron taramasını zorunlu kılan bir bakanlık talimatı imzaladı. 30 yaş altı personel isteğe bağlı olarak taramaya girebiliyor.
Elde kalan
Elde kalan şu: Testosteron tartışması, bir hormonun düşüşünden ibaret değil. Erkek bedeninin modern hayata verdiği biyolojik cevabı okumaya çalışan daha büyük bir sağlık meselesi. Bu yüzden soru yalnızca “Erkeklerde testosteron neden azalıyor?” değil. Asıl soru şu: Yaşadığımız çevre, yediğimiz gıda, soluduğumuz hava ve taşıdığımız metabolik yük bedende nasıl bir iz bırakıyor?
MERAKLISINA
Oku: Theo Colborn, Dianne Dumanoski, John Peterson Myers — Our Stolen Future: Endokrin bozucu kimyasalların hormon sistemi, çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini ele alan öncü popüler bilim kitabı.
İzle: Plastik Detoksu (The Plastic Detox, Netflix) — Plastik kimyasallarının hormon sistemi ve doğurganlık üzerindeki etkisini altı çiftin deneyimi üzerinden anlatan belgesel.

