Hürmüz Boğazı'nda yaşanan aksaklıklar, enerji ithalatçısı ülkelerde arz güvenliği ve alternatif tedarik kaynakları tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz krizi gibi jeopolitik gelişmelerin enerji güvenliği kaygılarını artırdığını belirterek, petrol ve doğal gaz piyasalarının bu gelişmelere karşı yüksek hassasiyet taşıdığını söyledi.
Türkiye gibi fosil yakıt kaynakları sınırlı ülkelerin enerji ithalatındaki gelişmelere karşı daha kırılgan olduğunu ifade eden Bağ, kısa vadeli güvenlik kaygılarıyla yeni fosil yakıt yatırımlarına yönelmenin uzun vadede enerji bağımlılığını artırabileceği uyarısında bulundu.
Bağ, kriz dönemlerinde tedarikçilerin çeşitlendirilmesi ve stratejik rezervlerin kullanılması gibi kısa vadeli önlemlerin devreye alınabileceğini belirtti. Güneş ve rüzgar enerjisinin daha hızlı devreye alınabileceğini, enerji depolama ve esnek şebekelerle sistemin dayanıklılığının artırılabileceğini kaydetti.
"Enerji güvenliği açısından kalıcı çözüm, fosil yakıtlara bağımlılığı yeniden artırmak değil, ithal fosil yakıt ihtiyacını azaltacak enerji dönüşümünü hızlandırmak." değerlendirmesinde bulunan Bağ, yaklaşan COP31'in de enerji güvenliği ile iklim hedeflerinin birlikte ele alınması için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Bağ, Türkiye açısından Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi COP31'in enerji dönüşümünü yalnızca iklim hedefi olarak değil, enerji güvenliği, rekabetçilik ve ekonomik dayanıklılık çerçevesinde ele almak için fırsat sunduğunu ifade etti.
