Alihan Kuriş'in lideri olduğu iddia edilen suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümüne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda, ağız ve burnunun kapatılarak kasten öldürülmüş olma ihtimalinin mevcut bulgularla bilimsel ve objektif olarak dışlanamayacağı belirtildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturmada, Denizolgun'un ölümünün adli tıbbi açıdan yeniden değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan 25 Ağustos tarihli raporda, 2016'daki otopsiye ait fotoğraf ve video kayıtları ile Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları ve tanık ifadeleri değerlendirildi.

Raporda ayrıca 19 Ağustos 2026'da mezarın yeniden açılması yani fethi kabir* işlemine ilişkin tutanak ile soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler de incelendi. Otopsiye ait görüntülerde, Denizolgun'un sağ meme altından göğsün orta kısmına doğru uzanan farklı boyutlarda 4 ekimotik alan bulunduğu tespitine yer verildi. Bu bölgelerin altındaki dokularda da kanama görülmesinin, söz konusu lezyonların ölümden önce oluştuğuna işaret ettiği belirtildi. Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki konumu dikkate alındığında, göğse dizle baskı uygulanması ve ağız ile burnun yastıkla kapatılması sonucu kişinin nefessiz bırakılmasının mümkün bir ölüm mekanizması olduğu değerlendirildi.
Bilirkişi raporunda, 2016'daki otopsi sırasında mevcut olan ileri derecedeki çürüme durumu ve eldeki bulgular birlikte değerlendirildiğinde, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması yoluyla kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif biçimde dışlanamayacağı kaydedildi.
2016'daki otopsiye ilişkin değerlendirme
Raporda, 2016 yılında düzenlenen otopsi raporunda ölüm nedeninin "beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm" olarak değerlendirildiği hatırlatıldı. Ancak mevcut belgeler üzerinden travmatik olmayan beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgu bulunmadığı ve bu durumun adli tıbbi açıdan eksiklik oluşturduğu belirtildi.
Öte yandan, 2016'daki incelemelerde Denizolgun'un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metaller tespit edildiği bildirildi. Ancak bu maddelerin miktarlarının belirtilmemesi nedeniyle ölüm üzerindeki olası etkilerinin mevcut verilerle objektif biçimde ortaya konulamayacağı ifade edildi.
Yeni incelemeler yapılacak
Denizolgun'un kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için tıbbi geçmişinin tamamının değerlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, önceki otopsiden kalan şahit numuneler ile fethi kabir sonrasında alınan örneklerin yeniden analiz edilmesi önerildi. Raporda, yeni incelemelerin ardından dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. ve 5. Adli Tıp İhtisas Kurullarınca birlikte değerlendirilmesinin, ölüm nedeni ve şeklinin daha net biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayacağı kaydedildi.
Soruşturma kapsamında, bilirkişi raporundaki tespitlerin yanı sıra fethi kabir işleminden elde edilen bulgular, HTS kayıtları, olay tarihine ilişkin kolluk kayıtları, tereke dosyasından temin edilecek belgeler, alınan ifadeler ve diğer delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi.
*Ölüm sebebiyle ilgili şüpheleri aydınlatmak veya adli soruşturma yürütmek amacıyla gömülmüş bir cesedin mezardan çıkarılması işlemi.

